2. dünya savaşından sonra müdaheleci devlet politikalarının bir yer aldığını görüyoruz. devlet müdahaleleri artıyor ve sosyal, refah devletlerini görüyoruz. sosyal devletlerin bazı prensipleri vardır;
-vergiler artırılır, sosyal kotalar konulur, özel tüketim vergisi gibi vergiler toplanır.
-keynesyen görüşler kabul edilir, bütçe açığı büyümek için gerekli olan faktörlerden biri olabilir.
-devlet büyük bir yatırımcıdır.
-sosyal sigortalar yapılır.
-gelirin dağıtılmasıyla hanelerin tüketimi artar, insanların davranışları değişir, insanlar daha fazla tüketir, tasarrufa gerek yok zaten insanların sigortası var.
21 Haziran 2009 Pazar
bretton woods konferansı
1944 yılında 44 ülkeden bini aşkın katılımcının toplanmasıyla yapılmıştır. genel olarak amerika ve ingiltere'nin dünya ekonomisini domine etme savaşının verildiğini görüyoruz bu konferansta.
2. dünya savaşının bitmesiyle, ingiltere borçlu, amerika alacaklı konumdaydı. iki ülke kendilerini dünya ekonomisini domine edecek politikaları savunuyorlardı. ingiltere keynes'in planını, amerika ise white'ın planını savunuyordu. genel olarak bu planı birbirinden ayırırsak;
-keynes borçlanmanın kolaylaşmasını savunuyordu, buna karşın white; borçlanmanın sınırlanması gerektiğini söylüyordu.
-keynes borçlulara yardım edilmesini istiyordu, white alacaklılara
-keynes yeni bir uluslar arası bir para yaratılmasını istiyordu, white ise doların bu para birimi olmasını istiyordu.
-keynes ulusal politikaların özgürleşmesinin güvence edilmesini istiyordu, white ise amerika'nın bu politikalara karışabilmesini savunuyordu.
keynes ve white ortak görüşleri ise; dunya parasal sisteminin geride kalan donemdeki zayifligini ortadan kaldirmak ve kapitalizmin yeniden buyumeye gecebilmesi icin gerekli sartlarin yaratilmasina yardimci olmak. ancak bu sozde uzlasmanin, konferansin iki agir topu white ile keynes arasindaki temel ayrimi gozden kacirdigi aciktir: white, amerikan kapitalizminin savas sonrasi anlasmalarla baskin konumunu surdurmesini isterken; keynes, ayni kararlilikla, savasin yerle bir ettigi dunya ekonomisinden britanya sermayesine bir seyler katabilmeyi umuyordu.
bretton woods konferansında genel olarak 4 tane sonuç karşımıza çıkıyor.
-amerika'nın dünya ekonomisini domine etmesi
-yeni uluslar arası bir para sistemi: sadece dolar altına çevrilebilir. diğer bütün paralar dolarla değişim yapabilir. dolar altınla garanti edilmiş durumda.
-imf kuruldu. imf kriz ve savaş sonrasındaki ülkeler için kısa vadeli kalkınmaları için kredi veren kuruluştur. kriz durumunda korumacı politikalardan uzak durulması amaçlanmıştır.
-dünya bankasının kurulması. dünya bankası imf'den farklı olarak uzun vadeli ve kısmen karşılıksız yardımları gözetmiştir. nasıl olsa krizdeki ülke kalkındıktan sonra yapacağı tüketimle bu parayı geri verecektir.
2. dünya savaşının bitmesiyle, ingiltere borçlu, amerika alacaklı konumdaydı. iki ülke kendilerini dünya ekonomisini domine edecek politikaları savunuyorlardı. ingiltere keynes'in planını, amerika ise white'ın planını savunuyordu. genel olarak bu planı birbirinden ayırırsak;
-keynes borçlanmanın kolaylaşmasını savunuyordu, buna karşın white; borçlanmanın sınırlanması gerektiğini söylüyordu.
-keynes borçlulara yardım edilmesini istiyordu, white alacaklılara
-keynes yeni bir uluslar arası bir para yaratılmasını istiyordu, white ise doların bu para birimi olmasını istiyordu.
-keynes ulusal politikaların özgürleşmesinin güvence edilmesini istiyordu, white ise amerika'nın bu politikalara karışabilmesini savunuyordu.
keynes ve white ortak görüşleri ise; dunya parasal sisteminin geride kalan donemdeki zayifligini ortadan kaldirmak ve kapitalizmin yeniden buyumeye gecebilmesi icin gerekli sartlarin yaratilmasina yardimci olmak. ancak bu sozde uzlasmanin, konferansin iki agir topu white ile keynes arasindaki temel ayrimi gozden kacirdigi aciktir: white, amerikan kapitalizminin savas sonrasi anlasmalarla baskin konumunu surdurmesini isterken; keynes, ayni kararlilikla, savasin yerle bir ettigi dunya ekonomisinden britanya sermayesine bir seyler katabilmeyi umuyordu.
bretton woods konferansında genel olarak 4 tane sonuç karşımıza çıkıyor.
-amerika'nın dünya ekonomisini domine etmesi
-yeni uluslar arası bir para sistemi: sadece dolar altına çevrilebilir. diğer bütün paralar dolarla değişim yapabilir. dolar altınla garanti edilmiş durumda.
-imf kuruldu. imf kriz ve savaş sonrasındaki ülkeler için kısa vadeli kalkınmaları için kredi veren kuruluştur. kriz durumunda korumacı politikalardan uzak durulması amaçlanmıştır.
-dünya bankasının kurulması. dünya bankası imf'den farklı olarak uzun vadeli ve kısmen karşılıksız yardımları gözetmiştir. nasıl olsa krizdeki ülke kalkındıktan sonra yapacağı tüketimle bu parayı geri verecektir.
Etiketler:
bretton woods,
harry dexter white,
john maynard keynes
new deal
1929 ekonomik buhranı sonrası franklin delano roosevelt tarafindan başlatılan tevekküllü kalkınma planıdır. bu plana göre, saf liberal politikaların zararlı etkilerinden korunmak için, korumacı politika savunulmuştur.
new deal kısa süreli bir kalkınma planıdır. keynes'in eğer insanlar tüketim yapmıyorsa o zaman devlet yapar anlayışının bu plan üzerindeki etkileri gözükmektedir. roosevelt bu planında;
-bankacılık sisteminde reformlar
-tarım üretiminin sınırlanması, böylelikle fiyatların tekrar yükselmeye başlaması
-sanayideki rekabetleri düzenlemek
-istihdam yaratmak
-işsizlere para yardımı
-devlet harcamalarını artırma
gibi şeyleri uygulamaya koymuştur. bunların hepsi işsizliğin azalması, talebin artmasına yönelik yaptırımlardır.
new deal 2 etaptan oluşmaktadır. 1934'den sonra, amerikan federal reservlerinde büyük bir artış olmuştur. (fed) devletin müdahalesi gittikçe artmıştır. bu durumda bütçe açığı kabul edilebilir. (büyümenin olduğu yerde) aynı zamanda işsizlik ve yaşlılık sigortaları yapılmaya başlanmıştır bu dönemde.
new deal kriz sonrası kısa dönemde krizin etkilerinden korunmak için çıkmasına rağmen krizin etkilerinden kurtulduktan sonra bile devam etmiştir. bu kapitalizm için büyük bir değişimdir. keynesiano- fordiste dediğimiz bu tipte devlet müdahelesi vardır. refah devletinin kalkınması ve makro ekonominin başlangıcı kabul edebiliriz new deal'ı. 1914'den önce durumlar tam tersiydi.
new deal kısa süreli bir kalkınma planıdır. keynes'in eğer insanlar tüketim yapmıyorsa o zaman devlet yapar anlayışının bu plan üzerindeki etkileri gözükmektedir. roosevelt bu planında;
-bankacılık sisteminde reformlar
-tarım üretiminin sınırlanması, böylelikle fiyatların tekrar yükselmeye başlaması
-sanayideki rekabetleri düzenlemek
-istihdam yaratmak
-işsizlere para yardımı
-devlet harcamalarını artırma
gibi şeyleri uygulamaya koymuştur. bunların hepsi işsizliğin azalması, talebin artmasına yönelik yaptırımlardır.
new deal 2 etaptan oluşmaktadır. 1934'den sonra, amerikan federal reservlerinde büyük bir artış olmuştur. (fed) devletin müdahalesi gittikçe artmıştır. bu durumda bütçe açığı kabul edilebilir. (büyümenin olduğu yerde) aynı zamanda işsizlik ve yaşlılık sigortaları yapılmaya başlanmıştır bu dönemde.
new deal kriz sonrası kısa dönemde krizin etkilerinden korunmak için çıkmasına rağmen krizin etkilerinden kurtulduktan sonra bile devam etmiştir. bu kapitalizm için büyük bir değişimdir. keynesiano- fordiste dediğimiz bu tipte devlet müdahelesi vardır. refah devletinin kalkınması ve makro ekonominin başlangıcı kabul edebiliriz new deal'ı. 1914'den önce durumlar tam tersiydi.
Etiketler:
franklin delano roosevelt,
new deal,
nouvelle donné
1929 ekonomik krizi
24 ekim 1929'da (daha sonraları 'kara perşembe' diye adlandırıldı) new york borsasının iflas etmesiyle ortaya çıkmıştır. başta finansal bir kriz gibi gözükse de daha sonraları sosyal, politik, ekonomik bir kriz olduğunu görüyoruz. krizin oluşmasında bir sürü sebep var. ancak en önemli ikisi; 'krizin zenginlikten doğduğu' ve 'amerikan finans piyasasının bozulması' dır.
krizden önce amerika'da çok büyük bir zenginlik vardı. amerika avrupa'nın finansörü konumudaydı. avrupa'ya krediler veriliyordu. bunun dışında amerika'da ihracat, ithalata göre çok fazlaydı ve bu büyük bir zenginlik doğuruyordu. ancak daha sonra avrupa'nın kendine gelmesi sonucunda amerika'dan ithal edilen mallar azalmaya başlamıştır. bunun sonucunda amerika'nın ihracatı düşmüş ve üretim fazlalığı oluşmaya başlamıştır. bu da fiyatların gerilemesine sebep olmuştur. bu durumda gelir dağılımı maaşla çalışandan yana değil, kar üstünden çalışandan yana olmuştur.
krizin ikinci sebebi; amerika'daki küçük girişimcilerin new york borsasında hisse senedi alıp satmasıyla ortaya çıkmıştır. o günlerde zenginlikten dolayı hisse senetleri sürekli değer kazanmaktaydı. ama bu gerçek bir yükseliş değildi. birçok insanın borsada bulunmasından dolayı, aksiyonların çok fazla olmasından dolayı yapay bir yükseliş ortaya çıktı. 24 ekim 1929'da ingiliz bankası faiz oranlarını düşürünce, küçük girişimcilerde bir panik havası yaşandı ve herkes elindeki hisse senetlerini nakite dönüştürmeye çalıştı. böylelikle hisse senetlerinin fiyatları büyük değer kaybetti. ve o gün 4.2 milyar dolar para yok oldu piyasadan. bu finansal kriz, kredi veren kuruluşların batmasında sebep oldu. şöyle ki; küçük yatırımcılar borsadaki aksiyonlarını bankadan kredi çekerek yapıyordu. sonuçta bankaya ödediği kredi faizinden daha çok gelir sağlıyordu. ama işler yolunda gitmeyince, hisse senetleri ellerinde patlayınca, başka bir paraları da olmadığından bankalara borçlar ödenmedi. böylelikle kredi kuruluşları da iflasa sürüklendi.
krizin yayılmasında finansal kriz ile talebin düşmesini gösterebiliriz. talep düşünce üretim fazlası oldu. üretim fazlası fiyatların düşmesine, fiyatların düşmesi firmaların üretimlerini azaltmalarına bu da işsizlişin artması, maaşların düşmesine sebebiyet verdi. finansal olarak yayılması da; borsadaki aksiyonlar azaldı, borsadaki birçok girişimci iflas etti ve kredi borçlarını ödeyemedi. kredi kuruluşlarının batması da yatırımın düşmesine sebep oldu. yatırım düşünce haliyle tüketim düştü, fiyatlar düştü, üretim düştü... ve sonuç olarak işsizlik arttı.
kriz amerika'dan çıktı ama etkisini sadece amerika hissetmedi. başta bütün gelişmiş ülkeler olmak üzere ülkelerin çok büyük bir kısmı bu krizden yara almıştır. (türkiye o zaman dışa kapalı olduğundan krizin hissedilmediği nadir ülkelerdendir) krizin uluslarasılaşması amerika'da doların azalmasına bağlıyabiliriz. amerika avrupa'ya kredi veriyordu, ama artık kendisinde doların az bulunur olmasından dolayı kredi verme işini sınırladı. bu da krizin avrupa ekonomisine sıçramasına sebep oldu. buna karşın krizin endojen olduğunu da söyleyebiliriz avrupa için. savaştan sonra yüksek enflasyonla mücadele eden avrupa ekonomisi zaten kötü bir haldeydi.
bu zamanlar, uluslar arası bir para fonu yoktu. ülkelerin kriz durumlarında yardım alabileceği (imf, dünya bankası) gibi kuruluşların olmaması kriz durumdaki ülkeleri koruyucu politika uygulamasına sebep oldu. bu da dünya ticaretinin derin yaralar almasına sebep oldu. 1929-1932 arası dünya ticaret hacmi %60 oranında düştü.
sayılarla 1929 ekonomik krizi;
-1929-1933 arası toplam gelirde %35'lik bir azalma görülmüştür.
-1928'de %3,1 olan işsizlik oranı 1932'de %20 seviyelerindedir.
-endüsti ürünlerinde %40'a varan düşüşler görülmüştür. 1913'deki azalmadan daha azdır.
krizden önce amerika'da çok büyük bir zenginlik vardı. amerika avrupa'nın finansörü konumudaydı. avrupa'ya krediler veriliyordu. bunun dışında amerika'da ihracat, ithalata göre çok fazlaydı ve bu büyük bir zenginlik doğuruyordu. ancak daha sonra avrupa'nın kendine gelmesi sonucunda amerika'dan ithal edilen mallar azalmaya başlamıştır. bunun sonucunda amerika'nın ihracatı düşmüş ve üretim fazlalığı oluşmaya başlamıştır. bu da fiyatların gerilemesine sebep olmuştur. bu durumda gelir dağılımı maaşla çalışandan yana değil, kar üstünden çalışandan yana olmuştur.
krizin ikinci sebebi; amerika'daki küçük girişimcilerin new york borsasında hisse senedi alıp satmasıyla ortaya çıkmıştır. o günlerde zenginlikten dolayı hisse senetleri sürekli değer kazanmaktaydı. ama bu gerçek bir yükseliş değildi. birçok insanın borsada bulunmasından dolayı, aksiyonların çok fazla olmasından dolayı yapay bir yükseliş ortaya çıktı. 24 ekim 1929'da ingiliz bankası faiz oranlarını düşürünce, küçük girişimcilerde bir panik havası yaşandı ve herkes elindeki hisse senetlerini nakite dönüştürmeye çalıştı. böylelikle hisse senetlerinin fiyatları büyük değer kaybetti. ve o gün 4.2 milyar dolar para yok oldu piyasadan. bu finansal kriz, kredi veren kuruluşların batmasında sebep oldu. şöyle ki; küçük yatırımcılar borsadaki aksiyonlarını bankadan kredi çekerek yapıyordu. sonuçta bankaya ödediği kredi faizinden daha çok gelir sağlıyordu. ama işler yolunda gitmeyince, hisse senetleri ellerinde patlayınca, başka bir paraları da olmadığından bankalara borçlar ödenmedi. böylelikle kredi kuruluşları da iflasa sürüklendi.
krizin yayılmasında finansal kriz ile talebin düşmesini gösterebiliriz. talep düşünce üretim fazlası oldu. üretim fazlası fiyatların düşmesine, fiyatların düşmesi firmaların üretimlerini azaltmalarına bu da işsizlişin artması, maaşların düşmesine sebebiyet verdi. finansal olarak yayılması da; borsadaki aksiyonlar azaldı, borsadaki birçok girişimci iflas etti ve kredi borçlarını ödeyemedi. kredi kuruluşlarının batması da yatırımın düşmesine sebep oldu. yatırım düşünce haliyle tüketim düştü, fiyatlar düştü, üretim düştü... ve sonuç olarak işsizlik arttı.
kriz amerika'dan çıktı ama etkisini sadece amerika hissetmedi. başta bütün gelişmiş ülkeler olmak üzere ülkelerin çok büyük bir kısmı bu krizden yara almıştır. (türkiye o zaman dışa kapalı olduğundan krizin hissedilmediği nadir ülkelerdendir) krizin uluslarasılaşması amerika'da doların azalmasına bağlıyabiliriz. amerika avrupa'ya kredi veriyordu, ama artık kendisinde doların az bulunur olmasından dolayı kredi verme işini sınırladı. bu da krizin avrupa ekonomisine sıçramasına sebep oldu. buna karşın krizin endojen olduğunu da söyleyebiliriz avrupa için. savaştan sonra yüksek enflasyonla mücadele eden avrupa ekonomisi zaten kötü bir haldeydi.
bu zamanlar, uluslar arası bir para fonu yoktu. ülkelerin kriz durumlarında yardım alabileceği (imf, dünya bankası) gibi kuruluşların olmaması kriz durumdaki ülkeleri koruyucu politika uygulamasına sebep oldu. bu da dünya ticaretinin derin yaralar almasına sebep oldu. 1929-1932 arası dünya ticaret hacmi %60 oranında düştü.
sayılarla 1929 ekonomik krizi;
-1929-1933 arası toplam gelirde %35'lik bir azalma görülmüştür.
-1928'de %3,1 olan işsizlik oranı 1932'de %20 seviyelerindedir.
-endüsti ürünlerinde %40'a varan düşüşler görülmüştür. 1913'deki azalmadan daha azdır.
Etiketler:
büyük buhran,
grande depression,
great depression
Kaydol:
Yorumlar (Atom)